Filistin

Türk Dışişleri Bakanı: Gazze katliamı, insanlık tarihine kara bir leke ve küresel farkındalığın kıvılcımıdır.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16. Türk Büyükelçiler Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada: Türkiye, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım karşısında küresel vicdanın sesi oldu.

Ankara (UNA/Anadolu) – Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına karşı işlediği soykırımın insanlık tarihinde kara bir leke olarak kalacağını, ancak aynı zamanda küresel bilinci uyandırmanın bir aracı haline geldiğini söyledi.

Bu açıklama, Pazartesi günü başkent Ankara'daki otellerden birinde "Barış, İstikrar ve Refahı Sağlamak İçin Dış Politika" sloganıyla düzenlenen 16. Türk Büyükelçiler Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada geldi.

Fidan, Türkiye'nin İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım karşısında küresel vicdanın sesi olduğunu belirtti.

Sözlerine şöyle devam etti: "Filistin meselesine ilişkin başından beri takındığımız ilkeli tavır, ateşkes anlaşmasına ulaşmada çok önemli bir rol oynadı."

Türkiye'nin bu konudaki çabalarının uluslararası alanda geniş yankı bulduğunu vurguladı.

Sözlerine şöyle devam etti: "İki devletli çözümün Batı başkentlerinde bile kabul edilebilir hale gelmesinin büyük ölçüde diplomasimizin ilkeli ve ısrarlı duruşundan kaynaklandığını söyleyebiliriz."

Filistin'de kalıcı barışın sağlanmasının zaman alacağını vurgulayan yetkili, Ankara'nın iki devletli çözüm vizyonunu hayata geçirmek için sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğini belirtti.

10 Ekim'de Hamas ve İsrail arasında ateşkes anlaşmasının ilk aşaması başladı, ancak İsrail bunu her gün ihlal ederek yüzlerce kişinin ölümüne neden oluyor.

İsrail'in 8 Ekim 2023'te başlattığı ve iki yıl boyunca sürdürdüğü soykırım, 70'den fazla Filistinlinin ölümüne ve 171'den fazla kişinin yaralanmasına yol açmış, sivil altyapının %90'ını etkileyen büyük bir yıkıma neden olmuştur.

Suriye'deki durum

Fidan konuşmasında Suriye'deki duruma değinerek, Esad rejiminin devrilmesinin birinci yıldönümünün, Türk diplomasisinin tarihin doğru tarafında yer aldığının bir başka örneği olduğunu belirtti.

Türkiye'nin son on beş yılda Suriye arenasındaki en zorlu sınavlardan geçtiğini ve insan onurundan ödün vermeden siyasi ve ekonomik bedeli ödediğini vurguladı.

Şöyle devam etti: "Yalnız bırakıldığımız ve birçok ülkenin terör örgütleriyle taktiksel işbirliğine girdiği dönemlerle karşılaştık, ancak biz yolumuzdan sapmadık."

Kendisi, 8 Aralık 2024'ün Suriye halkı için yeni bir umut döneminin başlangıcı olduğunu belirtti.

Fidan sözlerine şöyle devam etti: "İstikrarlı ve yabancı müdahaleden arınmış bir Suriye'nin bölgemiz için büyük bir olumlu katkı olacağına inanıyoruz ve Türkiye, kardeş Suriye halkının yanında dimdik durmaya devam edecektir."

8 Aralık 2024'te Suriyeli isyancılar başkent Şam'a girmeyi başardılar ve babası Hafız'dan (1970-2000) iktidarı devralan Beşar Esad (2000-2024) rejiminin devrildiğini ilan ettiler.

– Rusya-Ukrayna Savaşı

Fidan, Rusya-Ukrayna savaşı hakkında şunları söyledi: "Savaşın ilk gününden itibaren prensibimiz açıktı: Savaşta kazanan olmaz, adil bir barışta da kaybeden olmaz."

Şöyle devam etti: “Bu inanç doğrultusunda, diplomatik müzakereler yoluyla savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf eden ülke bizdik. İstanbul, tarafların teknik düzeyde bir araya gelip barışın temellerini görüşebilecekleri tek platform olma özelliğini hâlâ koruyor.”

Fidan, Ruslar ve Ukraynalılar arasında İstanbul'da yapılan görüşmelerin Türk diplomasisine duyulan güvenin açık bir kanıtı olduğunu belirtti.

Türkiye'nin her türlü girişimde bulunmaya, kolaylaştırıcı rol oynamaya ve diplomatik yollarla savaşı sona erdirmek için barış masasını yeniden kurmaya hazır olduğunu vurguladı.

İstanbul, Mayıs, Haziran ve Temmuz 2025'te Ukrayna ve Rusya arasında doğrudan müzakerelere ev sahipliği yaptı ve bu müzakereler sonucunda her iki taraftan binlerce mahkumun serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varıldı.

Rusya, 24 Şubat 2022'den bu yana komşusu Ukrayna'ya karşı askeri bir saldırı düzenliyor ve Kiev'den bu saldırıyı sona erdirmek için Batı askeri kuruluşlarındaki üyeliğinden vazgeçmesini talep ediyor; Kiev ise bu saldırıyı kendi iç işlerine "müdahale" olarak görüyor.

Alakalı haberler

Üst düğmeye git